Kategori Arşivleri: Beslenme

P90X’çiler İçin Ev Yapımı Enerji İçeceği

Bazen egzersiz yapacak enerjiyi kendinizde göremiyor musunuz? Ya da egzersizlerden sonra bitkin mi hissediyorsunuz? Bolca ter attıktan sonra vücudunuzun mineral ihtiyacını karşılamakta zorlanıyor musunuz? Size vereceğimiz bu tarifle enerji rezervlerinizi çabucak yenileyebilir, kaybettiğiniz mineralleri geri kazanabilirsiniz. Küçük bir not, besleyici ve tok tutucu değeri de yüksek olduğundan, eğer tercihiniz spordan önce tüketmek ise, içtikten sonra 30 ila 45 dakika kadar beklemeniz önerilir. Ve son olarak, eğer siz hala piyasadaki hazır Enerji İçeceklerini içenlerdenseniz, aslında ne tükettiğinizi ve içlerindeki rafine şeker miktarlarını gözler önüne seren “İçmeden Önce Düşünün!” yazısını okumanızı da tavsiye ederiz. Malzemeler 1 adet elma 1 adet muz 500 ml yağsız süt Bal 1 şişe maden suyu Tarçın Hazırlanışı Elmayı blendere koyup sütün içinden az bir miktar ekleyerek tamamen öğütün. Ardından diğer malzemeleri de blendere ekleyin ve hepsi öğütülünceye kadar çekin. Üzerine biraz da tarçın ve 2-4 kaşık bal ekleyerek karışması için biraz daha...

Devamını Oku

Hiçbir Yiyeceğin Tadı… O’nun Kadar Güzel Olamaz!

Bu motivasyon yazısı ve görseli daha çok bayanlara hitap edecek gibi (ama erkekler de üzerine düşeni alabilir)… Bize gelen maillerde çok sık karşılaşırız, özellikle bayanlardan gelen maillerde… “Tatlıya karşı zaafım var”… “Günde 1 paket çikolata yemeden duramıyorum”…  gibi. Aslında baktığımızda bayanlar çok haksız da değil, özellikle onlara yönelik inanılmaz bir arz ve hedef alma söz konusu! Örneğin Magnum reklamları… Nedense(!) genellikle hep kadınları hedef alır. Şuh rujlu bir dudak, o dondurmanın çikolatasını ısırdığında adeta “TUKKK” diye bir ses çıkar, davetkar şekilde. Ya Biscolata reklamları?! Üstsüz ve kaslı Biscolata erkekleri, birbirleriyle yarışırlar… Sonra Browny Intense… Yine telefonda siparişini verirken kendinden geçer adeta, reklamdaki bayanımız… Bu örnekler daha sayısız şekilde çoğaltılabilir. Ama tahmin edebileceğiniz üzere reklam sektörü o kadar naif değil! Özellikle bayanların zaafından yararlanabilmek için atmaca gibi beklemekte. Bu tip, özellikle küçük hazır paketli abur-cubur reklamlarının, özellikle kadınları hedef almasının, kadınların erkeklere kıyasla “çanta taşıma” oranının...

Devamını Oku

Terayağı Karınca Deneyi!

Biliyorsunuz, Canan Karatay Hoca bas bas bağırıyor; “Tereyağından kaçmayın, hakiki tereyağı yeyin!” diye… Bir de karıncalara sorun… Neden karıncalar? Karıncalar, “basit” yaratıklardır. Dünyada varlığını sürdüren en uzun türlerden… Akılcı olmakla, fantaziye kaçmamakla, sadece işlerini yapmakla karikatürize edilirler… Gelelim deneyimize… Aslında fotoğraflar yeterince açık, yorum sizin… Bir tabağa birer parça margarin, light margarin/tereyağı ve de hakiki (gerçek!) tereyağı konur. Ve karıncaların mekan tuttuğu bir lokasyona usulca bırakılır. Ve istisnasız bir şekilde, karınca kardeşlerin sadece hakiki yağdan nasiplendikleri görülür… Hatta fotoğrafta, margarinin hemen yanında tahtalı köyü boylamış birkaç karınca da görülmekte. Hemen kalp krizinden mi gitmişler bilinmez ama deneyi daha da bir dramatik kılmış doğrusu! Bu deneyi dilerseniz kendi evinizde de deneyebilirsiniz. Tabii apartmanda yaşıyorsanız, karınca bulmak biraz sorun olacaktır. Çünkü aranızda (benim gibi) 80 kuşağı olanlarınız var ise hatırlayacaklardır ki, evlerimizde her ne yaparsak yapalım illa biraz “böcek” olurdu o dönemde. Annelerimiz alınmasın, bunun temiz-hijyenik olmakla vs...

Devamını Oku

Egzersiz 1 Adım İleriyse, Kötü Beslenme 2 Adım Geridir!

Derler ki, bazen 1 görsel 1000 söze bedeldir… Bugün sizler için hazırladığımız aşağıdaki görsel de onlardan biri. Ama biz yine de üzerine birkaç kelam edelim… Bize, özellikle de haftasonlarından sonra “1-2 gün yemeği çok kaçırdım, sorun olur mu?” sorusu çok sık gelir. Tabii burası bir Nazi Kampı değil ve arada arkadaşlarınızla çıktığınızda kontrolü elden bıraktığınız günler olabilir. Hatta fitness camiasında bunlara “cheat day” denir; yani birebir çevirisiyle “aldatma günü”. Gerçekten de bir anlamda, kendinize koyduğunuz uzun vadeli fit olma hedeflerinize karşı bir aldatmadır yapılan, bir kaçamak. Konu buraya gelmişken, bir noktayı da belirtelim. Aslında beslenme uzmanları bu tarz “aldatma günleri”nin ara sıra yapıldığında, uzun vadeli “diyet psikolojisi” ve stresinin önüne geçmede faydalı dahi olduğunu söylüyor. Zaten günler boyu kendinize “mantı yememeliyim, mantı yememeliyim, mantı yememeliyim…” dedikçe, bilin bakalım düşündüğünüz tek şey ne olur: MANTI! İşte o zaman onu yeyip kurtulmak, belki de en sağlıklısı. Ama bizim...

Devamını Oku

Intermittent Fasting’ci Youtuber’lar…

Biraz okuması zor, dilin dolandığı bir yazı başlığı oldu ama, işin doğrusu dün yayınladığımız paylaşımdan (Maksimum Yağ Yakımı İçin: Intermittent Fasting) sonra o kadar fazla mesaj aldık ki, bu konuya farklı bir açıdan daha değinmek istedik. Türkçemizde çok güzel bir söz vardır; “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”. Hatta yabancı versiyonu sayılabilecek “It’s not what you say, it’s what you do that counts” sözünün neredeyse birebir aynı kapıya çıkması da şaşırtıcıdır. Meali; bir kişi hakkında yargıda bulunmak için, söylediği sözlerden çok yaptığı işlere bakmak gerekir. Ya da, ne söylediğiniz değil, ne yaptığınızdır asıl önemli olan. Şimdi dün Intermittent Fasting‘i, yani vücudu belirli bir zaman penceresi içerisinde besleyip, geri kalan zaman diliminde aç bırakma (susuz değil!) yönteminden bahsettik… Bahsettik de, işte diyoruz ki şimdi bu sadece “sözde” kalmasın, ve bizim gibi Intermittent Fasting’i ağızlarından düşürmeyen tanınmış Youtube’cuların bir de “icraatlarına”, yani bu durumda ortaya çıkardıkları fiziklere bir bakalım....

Devamını Oku

Maksimum Yağ Yakımı İçin: Intermittent Fasting

Daha önce “Intermittent Fasting” terimini hiç duymadığınızı söylemeyin! Aslında belki insanlık tarihi ile yaşıt ama son yıllarda yeniden o kadar popüler oldu ki, bir yerlerde mutlaka karşınıza çıktığını tahmin ediyoruz. Ama yine de bilmeyenler için açıklayarak başlayalım… Intermitten Fasting, Türkçe’ye genellikle “Aralıklı Oruç” olarak çevrilen bir yeme-içme protokolüdür. Yani aslında bir “diyet” değil. Çünkü popüler tüm diyetlerin aksine, “NE” yemeniz gerektiğinden çok, “NE ZAMAN” yemeniz gerektiği öğretisi üzerine kurulu. Çok farklı türevleri olsa da, günümüzde yağ yakımı yönünden en yaygın kullanımı, 16:8 Yöntemi‘dir. Bu, vücudun beslenme penceresinin 8 saat, aç kalma süresinin ise 16 saat olduğu durumu ifade eder. Örneğin, sabah ilk öğününüzü 10’da yiyorsanız, son öğününüz 18:00’da olacaktır. Veya genellikle akşamları (yemek etkinliği çevresinde) sosyalleşmek durumunda olan biriyseniz, ilk öğününüzü öğlen saat 12:00’de, son öğününüzü ise akşam 20:00’de yapabileceğiniz gibi… Basitçe tarifi yaptıktan sonra gelelim, bu işin “neden”ine… Vücudumuz, özellikle günümüz besinlerinin çok büyük bir bölümünde...

Devamını Oku

İyi Görünen Kötüler – 7: Kahveli İçecekler

“İyi Görünen Kötüler” serimize, soğuk kahveli içeceklerle devam ediyoruz… Aslında, tüm marketlerde, benzin istasyonlarında vs. bolca bulunan bu buzlu kahveli içecekler, çok da “iyi görünen” kötülerden sayılmaz, bariz “kötü görünen kötülerden” de diyebiliriz ama kendilerini pre-workout (spor-öncesi) olarak kullanan geniş bir kitle olduğundan, bu ürünlere biraz daha yakından bakmak istedik. Dediğimiz gibi, genellikle 250 ml’lik albenili minik kutularındaki bu soğuk kahve içeceklerini, tüm market ve benzin istasyonlarında bulmak mümkün. Önce sizi caydırması yönünden, fiyatı ile başlayalım… Bu minik kutuların fiyatı, satıldığı markete göre değişiklik göstermekle birlikte, genellikle 3,75 TL civarında. Yüksek fiyatı sizi caydırmaya hemen yetmediyse (tuzunuz kuruysa) biraz da içeriklerine bakalım. Ürünün Original, Cafe Choco, Cafe Vanilla ve Black Roast gibi farklı seçenekleri bulunmakta ve tahmin edebileceğiniz üzere, besin değerleri (değersizlikleri) de bu çeşitlere göre farklılık göstermekte. Örneğin, kulağa ve damağa en hoş gelen, 250 ml’lik Cafe Vanilla’sında: 130 Kalori – 3 gram Yağ...

Devamını Oku

Buyrun Biraz Da Burdan Çiğneyin!

Sakız, ya da bazılarının değimiyle çiklet (artık pek kullanılmaz oldu ama bu isim de tıpkı, kağıt mendile “selpak”, ya da traş bıçağına “jilet” denmesi gibi, zamanında Amerika’da çok yaygın olan sakız markası Chiclets’den gelmektedir.) Çoğumuz, belki de ağız sağlığına, tok tutmaya ya da sigarayı azaltmayı yardımcı olduğunu düşünerek, pek de düşünmeden atarız ağzımıza her gün. Sadece 2-3 gramlık masum görüntüsü yüzünden de içeriğini okumak genellikle akla gelmez (gelse bile, okumak için büyütece ihtiyacınız olacaktır!) Ama 2-3 gramlık masum görünümlü (genellikle beyaz olduklarından) sakızların içinde neler olduğuna, gelin biraz daha yakından bakalım. Maltitol:Tatlandırıcı. Şeker alkolü. Sigaranın içinde de bulunur. Kan şekerini yükseltir. Baş dönmesi, baş ağrısı, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına neden olabilir. Sorbitol: Tatlandırıcı. Şeker alkolü. Kan şekerini yükseltir. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına ve diareye (ishal) neden olabilir. Ksilitol: Tatlandırıcı. Şeker alkolü. Kan şekerini yükseltir. Diareye neden olabilir. Mannitol:Tatlandırıcı. Şeker alkolü. Öldürücü kalp krizlerine neden olabilir....

Devamını Oku

Piyasadaki Tüm “Diyetler” İşe Yaramamaya Programlı!

Hiç düşündünüz mü, neden piyasada yerli-yabancı yüzlerce, belki binlerce diyet kitabı ve genel olarak birbirinden farklı sayısız “diyet” var? Bunların hepsi mi sonunda işe yaramamak üzerine kurgulanmış ki, bir tanesi gerçekten işe yarasa ve insanları ideal kilosuna kavuşturup orada da tutsa, arkasından yeni tek bir diyet daha çıkmaz? O zaman cevabını biz verelim; evet, piyasadaki diyetlerin çok büyük bir bölümü, başta işe yarar gibi gözüküp, sonunda sizi başladığınız noktaya, çoğu zaman da daha kötüsüne getirip bırakmak üzere dizayn edilmiş durumda. Ki siz de umudu bir sonrakinde, sonra bir sonrakinde, sonra bir sonrakinde… arayıp durun (ve umudun yanında, beraberinde bolca da para harcayın) diye. Bu kısır döngüden kurtulmanın İLK yolu, “diyet” (Türkçe’de kullanıldığı anlamda) sözcüğünü gördüğünüz yerden arkanıza bakmadan kaçmanızdan geçiyor. 3 günlük, 3 haftalık, 3 aylık… “diyet”ler değil, 1 ömürlük yaşam biçimi değişikliğine geçmekten. Peki, klasik “diyet”lerin temelde nerede ortak yanlış yaptığını söyleyelim. Piyasadaki “diyet”lerin neredeyse...

Devamını Oku

Kurşun Geçirmez Kahve! (Hindistan Cevizi Yağı ile)

Daha önce “Kurşun Geçirmez Kahve” sözünü duydunuz mu? Duyanlar ve deneyenler, muhtemelen her sabah günlerine başka bir şey ile başlamıyor, ilk kez duyacaklar ise belki doğal enerji içeceklerini, ev yapımı L-Carnitin’lerini keşfetmek üzere… Şimdi sabah kahvenize “yağ” atma fikri size başta yabancı ve garip gelebilir! O yüzden konuyu en başından alalım… Vücudumuz, yaşamı için gerekli enerjiyi 2 temel kaynaktan alıyor: Glikoz ya da Yağ (Protein de aslında diğer bir enerji kaynağı ama, bu ikisini geçip sıranın proteine gelmesi o kadar kolay olmadığından, sadece parantez içerisinde belirtmiş olalım). Son dönemde şişmanlığın, obezitenin ve beraberine tüm metabolik hastalıkların tavan yapmasında “şeker”in rolü artık yadsınmaz bir gerçekken, karbonhidrat yönünden düşük ve (sağlıklı) yağlar yönünden zengin “Ketojenik” beslenmeye dönüşün popüleritesi de bundan. Evet, her ne kadar kulağa garip gelse de aslında “yağ tükettikçe yağ yakılacağı” bir gerçek. Ama burada kızartma yağından bahsetmiyoruz dostlar! Peki nedir bu Hindistan cevizi yağını bu...

Devamını Oku

Sağlıklı Beslenme(me) İçin Neden?

Bu yazı başlığını 2 şekilde de okuyabilirsiniz. Sağlıklı beslenme için neden ya da sağlıklı beslenmeme için neden… Biz ikincisinden başlayalım. Günümüz yaşantısında yaygın bir düşünce kol gezmeye başladı. O da, günümüzde sağlıklı yemek yemenin pahalı olduğu! Aslında durum bundan 20-30 yıl kadar önce tam tersiydi. Benim çocukluğumda, her zaman abur-cubur daha pahalıydı, sağlıklı beslenme “gariban işi”ydi! Çok iyi hatırlarım, Türkiye’de ilk McDonald’s 1986 yılında açıldığında, merak edip ailecek gitmiştik. Hatta bir anım vardır, patates kızartması ile “çatal”, yani plastik çatal gelmemesine şaşırmış, kasadaki çocuğa sormuş, o da McDonalds’larda çatal kullanılmadığını söyleyince, ben 6 yaşındaki afacan bilmiş halimle, “Turgut Özal gelse (o dönemin Başbakanı olsa gerek), ona da mı yok?!” demişim :-) Dedik ya ilk McDonald’s deneyimi diye; merak etmeyin artık çatal sormuyorum (merak etmeyin artık McDonalds’a da gitmiyorum!) Zaman geldi geçti… ABD’de yaşadığım dönemde, McDonalds’ın “Dollar Menu” yani ne alırsan herşeyin 1 dolar olduğu geniş menüsünde,...

Devamını Oku

Size İyi Bayramlar… Ama Midenize Değil :-)

Öncelikle tüm P90X-Türkiye Ailesinin bayramını kutlar ve hepinize sağlıklı, huzurlu, güzel bir bayram dileriz. Bu sayfalarda nice değişim hikayelerine tanık olduk, birbirimize destek olduk, beraber motive olduk… Nice sağlıklı ve mutlu bayramlar geçirmek hepimizin ortak dileği. Mutlu ve sağlıklı bayram geçirmenin yolu ise yine sağlıklı beslenmekten geçiyor. Her zaman olduğu gibi bayramlarda da yapabileceğimiz en iyi ölçüde sağlıklı beslenmeye devam etmek işin sırrı. İşte bayramda da ipin ucunu kaçırmamak için 10 madde: 1. Sağlıklı beslenme konusunda öncü olun; sağlıklı bayram sofralarında küçük kaçakları hafif atlatmak daha kolay. Eğer siz ev sahibi iseniz, misafirlerinizin ve kendi sağlığınız için sağlıklı ve hafif yemekler ve tatlılar hazırlayın. Kızarmış yağlı yiyeceklere, ağır hamur tatlılarına sofranızda yer vermeyin. 2-3 çeşit sebze yemeği, tam tahıl ekmeği, yoğurt – yoğurtlu sebzeli salatalar, bol çiğ sebzeler, bol ve çeşitli mevsim meyveleri sofranızın demirbaşları olsun. İçecek olarak da suyu ön plana çıkarın. 2. Çeşitli...

Devamını Oku

Negatif Kalori Gerçeği (Efsanesi)!

Öncelikle daha önce duymamış olanlar için “Negatif Kalorili Yiyecek” kavramı nedir, onu açıklayalım. “Negatif Kalorili Yiyecekler” teorisine göre, bazı besinlerin vücutta sindirilirken harcadığı (enzim salgılama, midenin kasılması, barsaklardan emilim gibi vücut fonksiyonlarıyla) kalori miktarının, o besinin kendi kalori miktarından daha yüksek olma durumudur. Yani örneğin, 60 kalorilik bir acı biberi yedikten sonra vücut bu acı biberi sindirmek için şayet 65 kalori harcıyorsa, burada bir negatif kalori durumu söz konusu olurdu. Kulağa oldukça hoş geliyor değil mi?! Ama maalesef bu teorinin bilimsel bir dayanağı yok. Aksine, hemen her yiyeceğin enerji miktarının aşağı yukarı sadece %10’luk bir kısmının sindirim için harcandığı biliniyor. Dolayısıyla, bazı moda diyetlerde söylendiği gibi, şimdi aşağıda sayacağımız örnek besinlerin, istenildiği kadar sınırsız tüketilebileceği doğru değil. Ama yine de “negatif kalorili” olmasa da bu yiyeceklerin “düşük kalorili” oldukları bir gerçek ve günlük beslenmenizde uygun ölçülerde yer vermenizde hiçbir sakınca yok. Öte yandan “teknik olarak”...

Devamını Oku

Kendinize Yapabilecekleriniz… Farklı bir açı!

Bu sitede daha önce pek çok “Önce & Sonra” fotoğrafları yayınladık. Format gereği, genellikle “Önce” fotoğrafı solda, “Sonra” fotoğrafı ise onun sağında olur. Ama yanda gördüğünüz fotoğrafta bir terslik yok. Açıklayalım. Bir Fitness Antrenörü, 6 ayda sıfır fiziksel aktivite ve elinden geldiğince zararlı yiyecekler tüketerek vücudunu (ve sağlığını) ne hale getirebileceğini göstermek istedi. Bu adam deli mi diyebilirsiniz! En azından ben de ilk gördüğümde ve Amazon.com’dan şu anda okumakta olduğum Fit2Fat2Fit kitabını ($25,99 ama her kuruşuna değer) almadan önce aynı şeyi söylemiştim. Ama şimdi bunun oldukça cesur, doğru ya da yanlış beslenmenin ve sportif aktivitenin vücudumuz üzerindeki etkisini çok açık bir şekilde gözler önüne seren, adeta bilimsel deney niteliğinde bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Bu arada, “tamam iyi ama, bu uğurda güzelim vücudunu mahvetmiş, bir daha toparlayamaz” diyecek olanlara da bir sürprizimiz var; onu da yarınki yazıya, serinin devamına saklayalım. İsterseniz sözü daha fazla uzatmadan bu...

Devamını Oku

Ramazan’da Beslenme…

Toplumsal hayatımızda önemli bir yer teşkil eden Ramazan ayının, P90X’e ara vermek ya da hiç başlamamak için bir neden olmaması gerektiğine, daha önceki “Ramazan Ayında Egzersiz” yazısında, özellikle egzersizler ve zamanlaması üzerinde durarak değinmiştik. Şimdi ise, en az onun kadar önemli “beslenme” konusuna değineceğiz. Ramazan ayında yapılan en önemli beslenme değişiklikleri arasında, günlük beslenme şekli ve öğün sayısının değiştirilip, üç ana öğün ve ara öğünlerden oluşan günlük beslenme düzeninin hemen hemen iki öğüne indirilmesi ve özellikle hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek, pilav ve makarna tüketiminin artması yer almaktadır. Oysa oruç tutarken sağlıklı ve çeşitli besin seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması esas olmalıdır. Ramazan ayında bireylerin günlük almaları gereken enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranlarının aslında değişmediği ve bu süre zarfında da sağlığın korunması ve yaptığınız fiziksel aktivitelerden de en iyi verimin alınması açısından yine yeterli ve dengeli beslenmenin gerekli olduğu unutulmamalıdır. Yeterli ve dengeli beslenmenin...

Devamını Oku