Aylık Arşivler: Nisan 2015

P90X ile Hayatınızı Değiştirin…

Merhaba Arkadaşlar, 15 gündür P90X’i uyguluyorum. Hep bize söylerler başlamak bitirmenin yarısıdır diye. Ama P90X öyle bir şey değil. Başlayınca emin olun, 90 gün dolsa bile devam edeceksiniz. Ben İzmir’liyim ve Şırnak’ın dağında çalışıyorum. Yemek bile sıkıntı burda. Spor yapabileceğin temiz bir alan bile yok, sıkıntı, stres hep başımızda…  Ama şunu net söyleyebilirim, P90X ile tanıştığımdan beri sıfır stres yaşıyorum. Psikolojik olarak bir insanı rahatlatabilen spor programı olduğunu ilk kez gördüm ve bir program ilk kez beni bu kadar kendine bağladı… Kıssadan hisse arkadaşlar; başlasam diye düşünmeyin asla, direkt yapın.  Belki burada benim içinde bulunduğum durumda olan arkadaşlar da vardır. Umarım örnek alırlar ve uygulayarak hem psikolojik hem de bedensel olarak huzura kavuşurlar. İlk 1. gün kolumu bile kaldıracak halim yoktu.  Hakkıyla 15. güne geldiğim, hayatımla bütünleştirdiğim P90X sonucu fotomu koydum. Şeker, tuz 6 yıldır kullanmıyorum ve beslenme programımı harfiyen uyguluyorum.  P90X’i hayatınızla bütünleştirdiğiniz zaman, hayatınızın...

Devamını Oku

Kilo Vermek İstemiyorum!

Bizim belki de en çok duyduğumuz sözdür… “Kilo vermek istiyorum”… Size bir haberimiz var; muhtemelen asıl istediğiniz kilo vermek değil, “yağ vermek”! Bugüne kadar epey yanlış yönlendirilmiş olmanız normal, çünkü piyasada gördüğünüz çoğu kitap, çoğu moda diyet, gerçekten de “kilo verme”ye odaklıdır. Size vücudunuzu aç bıraktıracak, egzersizden de yoksun bir diyet, kısa vadede bunu başaracaktır da. Çünkü vücudunuz biraz yağ, ama beraberinde su ve kas da kaybedecektir. Ve ardından kısa bir süre sonra, tüm bu kaybettiğiniz kiloları, genellikle fazlası ile geri almanız da kaçınılmazdır. Sistem böyle işler. Aksi takdirde çok kişi işsiz kalır! Oysa sizin asıl istediğiniz “yağ yakmak – yağ kaybetmek” olmalı. İşte bu yüzden diyoruz ki, hergün tartılmak yanlış, sadece “kg”nizi baz almak yanlış… Hergün gidip yağ oranınızı ölçtürmenizi de beklemiyoruz ama aynalar ya da eskiden dar gelen pantolanlar bile, başlıbaşına tartıdaki “kg”lerden daha iyi bir ölçü birimidir. Aşağıda size, kilo kaybetmek ile...

Devamını Oku

Konfor Zonu, Transformasyon ve Şener Şen Üzerine…

Bir önceki yazının (Dünya Mutluluk Sıralamasında Türkiye Kaçıncı?) kapak fotoğrafındaki Adile Naşit’ten sonra, bu sefer de kapakta Şener Şen!.. Hayır, yanlış sitede değilsiniz, hala Türkiye’nin en büyük Vücut Transformasyon sitesindesiniz, onu hatırlatarak başlamak istedik. Vücut Transformasyonu dedik… Transformers filmiyle ilgisi yok. Daha doğrusu şöyle bir ilgisi var; burada da “bir şeyden bir şeye” dönüşme var. Ama arabadan robota, robottan arabaya vs. değil de, eski “sizin”, yepyeni bir “size” dönüşmesi var. Bu trasformasyonlardan bazılarını (tamamı yerli), bu linkte bulabilirsiniz. Şimdi gelelim “Konfor Zonu”na… Egzersiz camiasında çok sık kullanılmakla birlikte (Konfor Zonu’nuzun dışına çıkın, Konfor Zonu’nuzu aşın…), temelde Konfor Zonu, zaten her zaman yaptığınız, yaparken konforlu olduğunuz, değişime zorlanmadığınız… durumları ifade eder. Kimileri (çoğu) için kanepeye uzanıp akşamları televizyon karşısında şekerleme yapmak konfor zonudur. Her zaman asansörü, yürüyen merdiveni kullanmak… Arabayı alışveriş merkezinin kapısına en yakın noktaya park etmeye çalışmak… Çok üzgün olduğunda abur cubur yemek, çok mutlu...

Devamını Oku

Dünya Mutluluk Sıralamasında Türkiye Kaçıncı?

Mutlu muyuz?!… Birleşmiş Milletler’e bağlı Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın yayınladığı 2015 Dünya Mutluluk Raporu’na göre, biz Türkler pek de mutlu sayılmayız!.. Oldukça kapsamlı olan bu mutluluk raporu; ülkerin Gayrisafi Milli Hasıla, sosyal bağlar, sağlıklı ömür beklentisi, karar verme özgürlüğü, yolsuzluk düzeyi gibi faktörlere dayanarak hazırlanıyor. İşte bu sıralama sonucunda zirvede İsviçre yer alırken, Türkiye 76. sırada kendine yer bulmuş durumda. Aslında zaten tüm bu yukarıda sayılan faktörlere baktığınızda, Türkiye’nin listede bu kadar aşağılarda yer alması da bir sürpriz değil. Sitenin formatı gereği, bu sayfalarda Milli Gelir’e, özgürlüklere ya da yolsuzluk düzeyine çok bir etkide bulunma şansımız olmayabilir. Ama aslında bu faktörlerden belki de en “bireysel” seviyede olan, sağlıklı ömür beklentisi için topu çok da başkasına atmaya gerek yok. Yine de dış etmenlerden bağımsız olmamakla birlikte, sağlıklı yaşam kalitenizi arttırabilmenin kontrolü yine en çok kendimizde. Biz sadece bunu hatırlatmak istedik. İleride Türkiye’yi listede daha yukarılarda görmek...

Devamını Oku

3. Tur 1. Aydan Herkese Selamlar…

Merhaba Arkadaşlar, 3. tur 1. ayı tamamlamış biri  ve tam bir  P90X tutkunu olarak yazıyorum sizlere… Doğrusunu söylemek gerekirse 2. turdan sonra biraz sıkılmaya başlamıştım programı yaparken, savsaklıyordum, yenilik lazımdı. Ben de bir tablet alıp, P90X’i su kenarında, dağda, taşta, parkta yapmaya karar verdim. Ve insanların garip bakışları arasında (bu deli n’apıyor gibi :) 3. tur 1. ayı tamamladım. Aslında benim sıkılma sebebim de programın sıkıcı olması falan değil, yanlış anlaşılmasın. Gelişim sürecinin biraz yavaşlaması olabilir, sonuçta vücut belli bir kıvama geldi ve farklı bir şeyler bekliyor. Belki daha ağır idmanlar, belki daha sıkı beslenme, belki takviye gıda vs vs… Yağ yakımını çok iyi sağladım, kolaydı yağ yakmak gerçekten, yani hacim almaya nazaran kolay, yaşadım ve gördüm. Neyse ki Aykut Hoca motive etti, bi takım ekstra DVD yollayacak 3. tur 1. aydan sonra.Kısmet olursa bu şekilde 3. turu tamamlıyacağız . P90X’i bana göre tarif etmek...

Devamını Oku

No Pain – No Gain!

Egzersiz ve de özellikle vücut geliştirme dünyasında, en çok kullanılan cümle olmalı “No Pain – No Gain”… Yani Acı Yoksa, Kazanç da Yok! Tabii bu sözü yanlış yorumlayanlar da çoktur, önce ondan başlayalım. “Acı yoksa kazanç yok”, illa kendinize “acı” vermek, gece doğru dürüst uykunuzu dahi almadan, hergün 2 posta egzersiz yaparak canınızı çıkartmak değildir. Öte yandan, bizim “acı yoksa, kazanç da yok”tan anladığımız, kendinizi o rahat “konfor zonunuzdan” çıkararak, elinizi bir anlamda taşın altına koymanızdır. Tony’nin de DVD’lerde söylediğini duyacağınız gibi, pek çok insan aslında yapabileceği tekrar sayısından çok daha erken bir şekilde hareketi bırakmakta. Özellikle barfiks ve şınav gibi vücut ağırlığınızı kullandığınız egzersizlerde vücudunuzu, artık tek bir tekrar dahi çıkaramayacak noktaya kadar zorlamanız, en iyi ve hızlı sonuçları beraberinde getirecektir. Dambıl kullanılan hareketlerde ise, tekrar hedefiniz ister 8-10 arası (daha çok hacim kazanmak için) ya da 12-15 arası (daha çok definasyon kazanmak için)...

Devamını Oku

Sakin Ol ve Elindeki Hamburgeri Yavaşça Yere Bırak…

Unuttunuz Beni Zalımlar… :-) Öncelikle devam eden kardeşlerime başarılar, yeni bir tura başlamak için gün sayanlara bol motivasyon ve hala harekete geçmemişlere de Allahtan akıl fikir diliyorum :-) Vaktim yok ama ahde vefa diye birşey var. O yüzden işi gücü bıraktım ve bu yazıyı yazıyorum. İlk turu biraz uzatmalı olarak yılbaşından hemen önce bitirmiş, bu süreç içersinde yaşadıklarımı sık sık sizlerle paylaşmıştım. Yaşlı ve yorgun bir adam olarak oldukça iyi sonuçlar almıştım. İkinci tur için JohnGalt ile tutuştuğumuz iddiayı elimize yüzümüze bulaştırmamış olsaydık tahminen ikinci turu da bitirmek üzere olabilirdim ama olmadı, olamadı. JohnGalt nerede bu arada? İkinci turun ilk ayını dostlar alış verişte görsün kıvamında yaptım ama öteye geçemedik. İş güç izin vermedi, zamansızlık en büyük mesele ve bu meseleyi maalesef çözemedim. Umuyorum yaz sonu tekrar harekete geçerek biraz daha gelişme kaydedebilirim. Şimdi bu yazıyı yazmamın asıl sebebine geleyim… Yaklaşık 4 aydır sporsuzum. Yoğun...

Devamını Oku

Artısı… Eksisi… İpucu… 04

Yazın yaklaşması ile P90X’e ilk kez başlayacak olan çok fazla kişiyi ve de yeniden başlayacak olanları da düşünerek, sizlere yeni bir yazı dizisi hazırladık: Artısı… Eksisi… İpucu… Bu seri, 1’den 12’ye kadar tüm P90X DVD’leri için geçerli olacak. Ve bu seride özetle, tüm egzersiz DVD’lerinin iyi yönlerini, kötü (yani kötü yönü yok ama zorlayıcı yönlerini diyelim) ve de işinizi kolaylaştıracak ya da sonuçlarınızı maksimize edecek ipuçlarını bulacaksınız. Şimdi… Artısı, eksisi ve ipucuyla, 4 no’lu Yoga-X Egzersizi… 04 – Yoga-X Artısı: Aslında Yoga’nın artıları saymakla bitmez… Ama biz yine de başlayalım… Esnekliğinizi arttırır, kaslarınızı güçlendirir, duruş pozisyonunuzu (posture) düzeltir, sakatlanmaları engeller, kas ağrılarınızı giderir, omurganızı korumaya yardımcı olur, kan akışınızı hızlandırır, kalp ritminizi ayarlar, kan basıncınızı düzenler, kan şekerinizi düşürür, odaklanma yetinizi arttırır, sizi sakinleştirir, bebekler gibi uyumanızı sağlar… Bu kadarı yeterli mi? Eksisi: P90X Yoga’sının tek eksisi… tam 92 dakikayla açık ara programın en uzun DVD’si olması. (Bu...

Devamını Oku

Cips Yerine Leblebi!

“Cips Yemek = Litre Litre Yağ İçmek” adlı bir yazımız vardı; görseli o kadar ilgi çekmişti ve etkileyiciydi ki, şimdi yeniden kullandık :-) “Cips” denen şey, gerçekten de bir bakkalda ya da büfede bulabileceğiniz, vücudunuza koyabileceğiniz en zararlı, en saçma-sapan şeylerden biri olmalı. O kadar ki, dikkat ettiyseniz, bakkallar/büfeler bile genellikle içeri koymaz, dışarıda uzakta tutarlar… Kimseyi de ortalıkta duran cipslerden çalmaya yeltenirken görmedik henüz. Oysa illa canınız “çerez” çekiyorsa… bildiğiniz leblebiyi deneyebilirsiniz. “Bildiğiniz leblebi” derken küçümsemiş olmayalım, bugünün cipsleri gibi janjanlı ambalajları olmasa da, leblebinin 7000 yıllık bir geçmişi olduğu söylenir! Ana maddesi kavrulmuş nohut olan leblebi, bir kurubaklagil olması sebebiyle, protein, mineral, vitamin, özellikle de posa ve lif yönünden zengindir. Leblebinin tokluk hissi sağladığı bilinir; bunun ana nedeni, tanelerinin kendi ağırlıklarının %18-31 oranında protein içermesidir. Proteinler midede daha uzun süre kalır. Leblebide bulunan diyet lifleri düşük enerji yoğunluğu ve su çekici özelliklerinden dolayı mide içeriğinin...

Devamını Oku

Her Kalori Aynı Mıdır?

Beslenme uzmanları arasında eski bir söz vardır; “Kalori kaloridir! – Calorie is a calorie is a calorie“… Belki de bugüne kadar söylenmiş ve yeni jenerasyonların bu halde olmasına sebep olan, gelmiş geçmiş EN BÜYÜK YALAN!!! Tabii ki “1 kilo demir mi ağırdır, 1 kilo pamuk mu?” açısıyla yaklaşıldığında (ikisi de eşittir :) , o zaman kalori kaloridir. Bilimsel tanım olarak kalori; atmosfer basıncında 1 gram suyun sıcaklığını, 15 dereceden 16 dereceye çıkarmak için gerekli olan enerji miktarıdır. (Kalori sözünü herkes kullanır ama bu bilimsel tanımını herkes bilmez). Ama şimdi bu bilimsel tanımını bir kenara bırakalım ve neden “her kalori aynı değildir”, onu açıklayalım. Hem de beslenmenin 4 ana bileşeni olan Fiber (Lif), Protein, Yağ ve Şeker yönünden… 1) Fiber (Lif): 160 kalorilik badem yemenizle 160 kalorilik kola içmeniz aynı mıdır? 160 kalorilik bir avuç bademi yediğinizde, vücudunuz bunun yaklaşık 130 kalorisini absorbe edecektir. Fiber içermeyen...

Devamını Oku

Günün Email’i…

P90X-Türkiye olarak günde yüzlerce email alıyoruz. Ve mümkün olduğunca kısa sürede, her birini en doğru şekilde yanıtlandırmaya çalışıyoruz. Siz de ister P90X, ister beslenme ya da hemen her konuda sorularınızı info@p90xtr.com e-mail adresine yöneltebilirsiniz. Burada, “ne saçma soru, git Google Amca’ya sor!” demek yok :-) Bu başlık altında, bize gelen e-maillerden, başkalarının da cevaplarından yararlanacağını düşünerek seçtiklerimizi (tabii ki isim belirtmeden), cevaplarıyla birlikte sizlerle paylaşacağız. İşte Günün E-mail’i… Tarih: 17/04/2015 – Saat: 20:18 Konu: Başlamadan Önce Email:  Hocam Merhaba, P90X setim elime ulaştı, hızlı gönderi için teşekkür ederim. Kapı barımı da babamla birlikte kurduk, herşey hazır. Yolladığınız program takvimi de ulaştı, bir an önce başlamak istiyorum ama başlamadan önce son bir kaç sorum olacak. Cevaplarsanız çok sevinirim. Ondan sonra bu Pazartesi başlayamı planlıyorum. 1- Programda bazı günlerde 2 ya da 3 DVD resmi var, bunların hepsini mi yapacağım üstüste? 2- 7. günde X-Stretch ya da "Dinlenme" diyor. Ona neye göre karar...

Devamını Oku

Mutluluğun Sırrı Bulundu!

Evet, biraz iddialı bi başlık oldu :-) Aslında mutluluğun sırrı (istenildiğinde) çoktur ve kişiye göre değişir. Ama genel-geçer bir değişle “bardağın dolu tarafını görebiliyor olmaktan” geçtiği söylenir. Şimdi ise, genel-geçeri geçip, biraz daha spesifiğe bakalım… İngiliz Sağlık Örgütü, yaptığı araştırmada mutluluğun en büyük sırlarından birinin “temiz çarşaf üzerinde uyumak” olduğunu saptamış. Listenin ikinci ve üçüncü sıralarında ise sırasıyla; “güneşi hissetmek” ve “bir yabancının teşekkür etmesi” yer alıyor. Hadi üçüncü madde çok bizim kontrolümüzde değil, ona başka bir yazıda değinelim (gerçi millet çapında iyi bir eğitim ile pekala sağlanabilir, çok da iyi olur). Ama birince ve ikinci maddeyi denemesi bedava! P90X-Türkiye’de bize belki hergün, “kaç saat uyumalıyım” tarzında mailler geliyor. Tıpkı P90X’teki bazı hareketler için Tony’nin “nitelik, nicelikten daha önemlidir – quality over quantity” dediği gibi, aynısı uyku için de geçerli. Önemli olan kaç saat uyuduğumuz değil, ne kadar kaliteli uyuduğumuz. İşte bunun için, yatmadan önce...

Devamını Oku

Basında P90X: MensHealth’in Tony Horton Röportajı

Dünyanın 1 numaralı Erkek Fitness dergilerinden kabul edilen Men’sHealth dergisinin, P90X’in yaratıcısı Tony Horton ile yaptığı röportajı paylaşıyoruz… Saat 23:30… Bir adam siyah pantolonu, siyah gömleği ve gecenin o geç saatine rağmen güneş gözlükleriyle otelin lobisine doğru giriş yapıyor. 30’lu yaşlarda iki adam onu hemen tanıyorlar. Biri “Siz Tony Horton’sunuz” diyor, tam emin olamadığını belli eden bir yüz ifadesiyle. “Haydi canım, olamaz!” diyor diğeri de. İkisi de gördüklerinin o olduğuna inandıktan sonra Horton’a heyecanla P90X antrenman programlarının bir müdavimi olduğunu anlatıyorlar. Bu programların ABD’de peynir ekmek gibi satıldığını göz önüne alırsak, bu pek de sürpriz değil aslında. İkisi de diğer insanların garip bakışları arasında Horton’a karın kaslarını ve bisepslerini göstererek, antrenmanlarından nasıl faydalandıklarını ispatlamaya çalışıyorlar. Hatta adamlardan biri Horton’un DVD setinin şu anda bile otel odasında olduğunu söylüyor. Bu iki çılgın fanatiğinden kurtulan Horton, daha sonra başka hayranlarıyla buluşuyor, onlara imza veriyor ve kendiyle özdeşleşen...

Devamını Oku

Hayatın Tadına Varamadım…

Öncelikle Hayırlı Günler… Nereden başlayacağıma karar veremedim fakat dilimin döndüğünce sizlere bir şeylerden söz edeceğim. Ben 16 yaşında 1.81 boyunda ve 120 kilo ağırlığında bir yaşlıyım. Kendime yaşlı diyorum çünkü onlar gibi bir şeyler yapamayınca bahaneler uydurmaya başlıyorum. Bugüne kadar kilo veremememin nedeni de bu sanırım. En ufak bir zorluk gördüğüm zaman vazgeçiyorum. Bundan 45 gün önce spor salonuna yazıldım. Bu 45 günün içinde toplasan 20 gün spora gitmişliğim vardır ya da yoktur. Ve aldığım sonuç 100 gram bile değil. Bunun nedeni tembel olmam, irademe ve nefsime hakim olamamak ve zorluklarla mücadele edememem sanırım. Yaklaşık 3-4 gün önce motive olmak için önce-sonra videolarını izlerken P90X değişim videolarına denk geldim ve izledim. Bu kadar kısa süre içerisinde bu kadar şok edici sonuçların alınması beni cezbetti. Ve daha da iyisi en sonunda spor yapma hevesim geri geldi. Daha detaylı araştırma yaptım ve uygulama kararı aldım. Ve bu...

Devamını Oku

FBI Fiziksel Testini Geçebilir misiniz?

Bugün biraz polisiye film havasına girelim istedik :-) Hiç bir FBI ajanının fiziksel kapasitesine sahip olup olmadığınızı merak ettiniz mi? Ettiyseniz de, bu yazıdan sonra bunun cevabını bulmuş olacaksınız. FBI, 1920’de başladığı, 1999’da ara verdiği, fiziksel yeterlilik sınavını, 16 yıl aradan sonra yeniden zorunlu hale getirdi. FBI Genel Direktörü James B. Comey, son yayınladığı bildiride, “Meslektaşlarımızın ve hayatlarını koruduklarımızın hayatı, sizlerin koşabilme, fit olma ve her ne yapıyorsanız en iyisini yapabilmenizden geçmektedir” der… Ve buna, tüm gün masa başında oturan ajanları da dahil eder. James Comey bu uygulamaya, ziyaret ettiği bir FBI ofisindeki çalışanların enerji düşüklüğü ve genel olarak gayri-fit durumlarını gözlemledikten sonra karar verir. Ve ekler, “Böyle bir fiziksel testi yeniden gündeme getirmek, fitness’in önemi ve beraberinde stres kontrolü hakkında, çalışanlara gerekli mesajı verecektir”. Şimdi, sadece ABD değil, tüm dünya üzerindeki (Türkiye’de de yeterince mevcut) yaklaşık 13.500 FBI ajanının, Ekim ayına kadar, aşağıda ayrıntılarını...

Devamını Oku